Sponsor Bağlantılar


Hayata Dair Sözler

Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen.

Geçmiş bir tarih, gelecek bir gizem, bugün ise bir hediye bu nedenle her anın kıymetini bilmekte fayda var…

İnsan olduğunuzu hatırlayın, geriye kalan her şeyi unutsanız da olur…

Kaybettiğiniz her şeyin bir alternatifi vardır ama alternatifi olmayan tek şey sevdiklerinizdir.

Evrende en büyük ziyan, sorgulama yeteneğini yitirmiş bir beyindir…

Hayatınızdaki zorlukları ‘düşman’ gibi görmek yerine, ‘tecrübe verici dostlar’ gibi algılamanızda fayda var…

Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın…

Sizi ne mutlu edecekse onu yapın ve ‘el alem ne der’ diye düşünmeyin, çünkü sadece el alem efendiniz olmakla kalmaz, kendinizi de mutsuzluğa mahkum etmiş olursunuz…

Bazen tek ihtiyacımız, ‘seninle konuşmak iyi geldi’ diyebileceğimiz birisidir…

Aşk imkânsız olduğunda, hem acı çekersiniz kimseler bilmeden, hem de ‘gel.’ diyemeseniz bile beklersiniz sevdiğinizi çaresizce gidemeden…

Birisi tarafından delice sevilmek size güç verir, birisini delice sevmek ise cesaret.

Provası yok hayatın, ne yeniden yaşamak mümkün, ne de yaşadıklarınızı silebilmek, önemli olan ilk defa değil son defa sevebilmek.

Affetmek için iki kişilik erdem lazım, hem onu affetmek, hem onu affettiği için kendini affetmek…

Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol…

Dünle beraber gitti, düne ait her ne varsa, bugün yeni günde, yeni bir şeyler söylemeniz ve yapmanız lazım…

Sponsor Bağlantılar


Ego farkında olduğunu çözer ama farkında olamadığını çaresizlikle tekrar eder ve ‘neden böyle yapıyorsun?’ diye sorulduğunda ‘bilmiyorum.’ diye yanıt verir…

Erkekler konuşmadan önce kalplerini ve akıllarını dinlemelidirler, erkeklik gururlarını değil…

Neler olduğunu anlamak geçmişinizi değiştirmez ama şu an ve şimdi mutlu olmanızın önünü açar, affetmenize yardımcı olur, çünkü anlamak ve hak vermek aynı şey değildir…

İnsan garip bir canlıdır, büyük bir kayıp yaşamadan irfan bulamaz ve kibrinden uzaklaşamaz.

Aşk kaçmaktan çok kovalamak, görmekten çok özlemek, gitmekten çok beklemek, dokunmaktan çok düşünmektir. Ve aşk öyledir ki nerde imkânsız varsa onu seçer.

Kadınlar sevildiklerini ve değerli olduklarını hissedemediklerinde, aşkları, nefrete döner…

Haddini bilmedikten sonra çok şey bilmek bir şeye yaramaz. Suskunluk kimseyi yanıltmasın, çünkü susan konuşursa kimse kaldıramaz…

Evlilik, mecburiyet veya tutsaklık değildir, gönüllü bir seçimdir, isteyerek bir ve bir arada olma iradesidir…

Her şeyinizi kaybedip savaşınızı kazanırsanız kahraman, her şeyinizle birlikte savaşınızı da kaybederseniz aptalın teki gibi algılanırsınız…

İnsana en çok keyif veren şeylerin başına, sevgiyle uzanıp dokunabileceğiniz birinin yanında yatmayı, büyük harflerle yazmak gerekiyor…

Sevgi, sadece bir duygudan ibaret değildir, bir varoluş biçimidir, koşulsuzluğun, ilhamın ve emeğin bir arada olduğu eşsiz bir sanattır…

Çocukluğun en kadim duygusu suçluluktur. Çünkü çocuk her olayda kendini suçlu hisseder. Bu nedenle çocukluk duygularının insanı esir alması, yetişkinlikte olması gereken sorumluluk duygusunu tehdit eder…

Yükselmek için birilerini ezmediğinizde ve gülebilmek için birilerini ağlatmadığınızda huzurunuz olabilir ama birilerine size ihanet etmelerini sağlayacak kadar güzellikler yaptığınızda ve değmeyecek birilerine değer verdiğinizde huzurunuz kaçabilir…

hayata-dair-sozler

Küçük şeylerden keyif alabilmek lazım. Lüks şeyler yerine zarafet aramak. Saygı istemek yerine değerli olmak. Zengin olmak yerine muhtaç olmamak. Sıkı çalışmak, sessizce düşünmek ve dürüst konuşmak… Yıldızları, kuşları, kelebekleri ve bilgeleri açık kalple dinlemek. İşte benim senfonim.

Kadınlar, erkeklerin konuşmalarına, açılmalarına ve duyarlı olmalarına özlem duyduklarını söylediklerinde, gerçekte daha çok konuşmaya, açılmaya ve kendilerine karşı daha duyarlı olunmasına özlem duyuyorlar demektir…

Herkes bir şekilde zarar verir kendine, kimi aşağılayarak yapar bunu, kimi yersiz mütevazilikle, korkaklar sözlerle ile yapar bunu, yürekliler eylemleriyle ve seçimleriyle. Herkes zarar verir kendine ama zarar gördü diye kimse değer kaybetmez. Çünkü insanın değeri borsa kağıtları gibi artıp azalmaz, kaşıkçı elması gibi biriciktir insan, bir tanedir şu yalan dünyada, emsalsizdir…

Her şey değişecektir, doğaları budur. Bir gün başarılı, bir gün başarısız olacaksınız, bir gün zirvede, bir gün dipte olacaksınız ama içinizde bir şey hep aynı kalacak ve o bir şey sizin gerçekliğinizdir. İnsan kendi gerçekliğinde yaşar, gerçekliği çevreleyen onca rüya onca kâbus içinde değil.

Varoluşunuza âşık olun ve kendinizi rahat bırakın, kasmayın. Sevginiz, hoşgörünüz nefes almak gibi olsun. Bir çiçeği koklar gibi nefes alın ve bir mumu üfler gibi nefes verin. Ve bırakın kendinizi, alıp verdiğiniz sevgi olsun.

Mutluluğu ihtiraslar da değil, kendi yüreğinizde arayın. Mutluluğun kaynağı dışınızda değil, içinizdedir. Mutluluk bazen dostlarla içilen bir bardak demli çayda, bazen sevgilinin gülümsemesinde, bazen en mahrem gamzelerinde, bazen de tatlı bir gülümsemeyle hatırladığınız güzel bir hatıranın içinde gizlidir.

Ebeveynlerin çocuklarına bırakabilecekleri en büyük servet sorumluluk duygusudur. Çünkü para harcanır, altın bozdurulur, mal-mülk satılır ama sorumluluk duygusu her geçen gün değer kazanır, değer katar…

Bir ilişkide ihtirası canlı tutmanın yolu, reddedilmeyi göze alarak istek ve arzuları paylaşmak ve aşk içinde birlikte gelişmektir. Yaşamı paylaşmanın bir sonucu olarak birlikte gülmek, ağlamak ve öğrenmek, çiftin birbirlerini daha çok sevmelerini ve birbirlerine daha çok güvenmelerini sağlar ve bu sayede ihtirasları devam eder…

Bazen yıldızları süpürürsün, farkında olmadan, güneş kucağındadır, bilemezsin, bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür, ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın, koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın, uçar gider, koşsan da tutamazsın. En iyisi mi siz, siz olun, her ne yaşıyorsanız farkında olun, önce kendinizin, sonra sevdiklerinizin ve daha sonra da hayatın farkında olun. Bazen canınızı yaksa da farkındalık iyidir, candır.

İnsan yara bere içinde kaldığı çocukluk denilen korkutucu bir dönem yaşar. Çocuklukta çözümlenmesi imkansız olan ruhsal yaralar yetişkinlikte kaçınılmaz olarak, partner ilişkilerinde kendini tekrar eder. Ancak çocukluk yaraları için partneri suçlamak yanlış yöne bakmaktır ve yaraları derinleştirir…

Kadınlar, erkeklere bir sürü soru sorduklarında aslında dolaylı olarak konuşmak istediklerini ifade ederler. Çünkü paylaşmak istedikleri çok şey birikmiştir, karşılık olarak birkaç soru sorduktan sonra erkeklerin onları can kulağıyla dinlemelerini umarlar…

Kadınların sorunlarını ve karmaşık duygularını dinlemekte zorlanan erkekler, ya hemen çözüm önerirler ya sorunları küçümsemeye çalışırlar ya da kadınların duygularınla geçersiz sayarlar yani anlamazlar ve baltayı taşa vururlar…

Kadınlar, erkeklerin daha az konuşmalarını ve daha çok dinlemelerini istiyorlarsa, onlara ‘neden benimle ilgilenmiyorsun?’ gibi soyut sorular sormaktan vazgeçmeli ve ‘bana şu an 10 dakika sarılmana ihtiyacım var.’ gibi somut cümlelerle isteklerini ifade etmeyi öğrenmelidirler…

Erkekler kadınların olumsuz duygularını dinleyerek onların olumlu duygularını keşfetmelerini sağlarken, buna karşılık olarak, kadınlar da destekleyici sözlerle erkelere yardımcı olmalıdır…

Sabır, yapılan kötü muamelelere boyun eğmek değil, kötüdeki payını fark edip onu değiştirmek ve evlilik kurumunun kadim kurallarını, partner ne yaparsa yapsın uygulamaktır…

Başkalarını mutlu etmek için, istemediğiniz halde, ‘hayır’ diyemiyorsanız, tıp dilinde ‘kendini harcama hastalığı’ adı verilen ve en sık görülen ruhsal hummalardan birine tutulmuşsunuz demektir…

Dinlemekten akıl, konuşmaktan pişmanlık doğacağını çok çabuk unuttunuz, kemiği olmayan dilinizle büyük bir ateş yaktığınız, şimdi timsah göz yaşlarınızla kolayca söndüremezsiniz, artık susun ve vicdanınızla hesaplaşın lütfen…

Kim üzebilir sizi sizden başka? Kim doldurabilir içinizdeki boşluğu siz istemezseniz? Kim mutlu edebilir sizi siz hazır değilseniz? Kim yıkar, yıpratır siz izin vermezseniz? Kim sever sizi siz kendinizi sevmezseniz? Her şey sizde başlar, sizde biter. Yeter ki yürekli olun, tükenmeyin, tüketmeyin, tükettirmeyin içinizdeki yaşama sevgisini. Ya çare sizsiniz ya da çaresizsiniz.

Farkındalık ve yaşam tecrübeleri sizi olduğunuzdan farklı biri yapmaz, yapamaz, bunu yapan tek şey sevgidir. Bu yüzden koşulsuz sevmeyi ve kabullenmeyi öğrenmelidir insan…

Hayat bir sevdadır, onu yaşayın. Hayat bir hediyedir, onu alın. Hayat bir bilmecedir, onu çözün. Hayat bir fırsattır, onu yakalayın. Hayat bir şarkıdır, ona eşlik edin. Hayat bir bahçedir, onu derin. Hayat bir iyiliktir, ona karşılık verin.

Her engel bir fırsattır aslında, kalp kırıklığı mutlu olmak için, hastalık iyileşmek için, nefret sevmek için, suç affetmek için, başarısızlık başarılı olmak için bir fırsattır. Bu nedenle hata yapmaktan ve eleştiriden korkmamak gerekiyor.

Her engel bir fırsattır aslında, kalp kırıklığı mutlu olmak için, hastalık iyileşmek için, nefret sevmek için, suç affetmek için, baskı direnmek için, başarısızlık başarılı olmak için bir fırsattır. Bu nedenle hata yapmaktan ve eleştiriden korkmayın. Sevin, inanın, deneyin, yılmayın, mücadele edin ve gerini zamana bırakın.

Varoluşunuza aşık olun ve kendinizi rahat bırakın, kasmayın. Sevginiz, hoşgörünüz nefes almak gibi olsun. Bir çiçeği koklar gibi nefes alın ve bir mumu üfler gibi nefes verin. Ve bırakın kendinizi, alıp verdiğiniz sevgi olsun.

Haydi, sen şimdi, su olduğunu düşün ve kendini su gibi hisset. Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı, su gibi yaşam kaynağı ve su gibi bitmez tükenmez olduğunu anımsa ama yine su gibi küçük bir bardağın içine sığdır ki, kendini insanların damarlarına girebilmeyi öğren, yaşam ver, vazgeçilmez ol…

Bakmakla görmek, aşık olmakla sevmek arasındaki fark? Nedir diye sormuşlar Mevlana’ya. Cevaplamış; senin baktığına herkes bakıyor ama ya görebildiğini herkes görebiliyor mu? Herkes aşık olabiliyor ama herkes senin gibi sevebiliyor mu? Aralarındaki tek fark sensin. Seni özel kılan görebildiğini ve sevebildiğini bilmektir…

No Responses

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir