Sponsor Bağlantılar


Kapak Mesajlar

Canım benim sağol Allah’a şükür sadece moralimiz bozuk, karakterimiz değil.

Ben seninle toprağa girerim diyenleri çok gördüm, ben öyle diyenleri toprağa hep yalnız göndüm.

Bir de soruyor musun? Neyin var? Diye. ” Sen yoksun! ” be güzelim. Hem de bildiğin gibi değil.

Benim damarlarımda dolaşan kimyasal bir etki sen aşk değilsin güzelim seninki etkiye tepki.

Dışarda yolunu kaybeden değil de; yanımda yerini kaybeden dostlar utansın!

Sende haklısın be arkadaş. Adamlığın kadar konuş dedim ya ondan bu susmaların anlamı.

Ben, istemem öyle bir iki günlük sevgili, yüreğin yetiyorsa, bir ömür sev beni.

Her şey de bir şey buluyorsun da, benim gönlüm de deniz değil ki, efkârım sahile vursun.

Verdiğin umudu geri aldın ya güzelim, aldığı ahı da güle güle kullan o zaman!

Ey gözleri için öldüğüm sevgili yar, mevsimin suçu yok ki. Yokluğun çok soğuk o kadar.

Ey sevgili yar, senin de sevgin yalan, yalan dünya gibi senden yalansın.

Masal kitabı gibisin be prenses, okuması güzel doğrudur ama inanılması çok zor.

Ne kurulacak bir hayal bıraktın bende, nede yaşanacak bir hayat mutlu musun şimdi?

Siliyor dünlerimi yine aşk bir başıma bırakıp da beni duymazlıktan geliyorsun bak.

Dost sanma şanlı vaktinde dost olanı. Dost bil gamlı vaktinde elinden tutanı.

Gururuma değil sana yenildim, gözyaşlarımın tek sebebi sensin vicdansız sevgilim.

Kapak Mesajlar

Sponsor Bağlantılar


 

Bedelli mutluluk diye bir şey çıksa da, parası neyse verip az mutlu olsak.

Bundan böle senin gibilere karnım tok! Hayat senin Romeo ama artık Juliet yok!

Seni bana getirmemekte direnen gecenin de canı sağ olsun. Ona da kırgın değilim.

Sen beni okeyde ki ortağın mı zannettin sevgili? “bit” dediğinde biteyim, “dön” dediğinde döneyim!

Dışardan güçlü görünüyor olabilirsin ama savaşlar içerde kazanılır.

Ölüm, hayatta büyük kayıp değildir. Asıl büyük kayıp, yaşarken içimizde ölenlerdir.

Gözlerine baktığımdaki hissettiğim duygunun Allah belasını versin!

Bir otobüs aşkıydı belki bizimkisi. Benim yolum son durak seninkisi ‘müsait bir yerdi.

Allaha emanet ol. ! Dedi. Ve gitti! Güldüm zaten ondan başka kimim var ki? Dedim.

Zor durumlarda farkını gösteren değil, farkıyla zor duruma düşürmeyen farklıdır.

Kimse bana masal anlatmasın çocukken de sevmezdim zaten masalları.

Neyine bağlandım ki bu kadar; bana bakmayan gözlerine mi, yoksa benim olmayan kalbine mi?

Terkedilen çabuk büyür, hüzün kalana düşse de pişmanlık hep gidenin payına!

Ne senden rüku artık. Ne de benden kıyam. Bundan sonra; Selam ün aleyküm. Aleyküm selam.

Adını duyunca değil de, yanında ya da dilinde başka bir ad duyunca yanar aslında canınız.

Dünyanın ne kadar küçük olduğunu, “seni dünyalar kadar seviyorum” deyip de gidenlerden öğrendim.

Kaybedecek neyim kalmış ceylan gözlüm bu dünyada? Ya sen ya hiç bundan sonra!

Ben senin duymak istemediğin her şeyim. Bilip de olmasını istemediğin her kesinlik benim!

Bırakıp gittin beni. Seni unuttum sanma, zaman alışmayı öğretti belki ama unutmayı asla.

Şu hayatta belki de en çok ihtiyacım olan şey, sahte olmadan gülen bir yüz, yalanı olmadan seven bir kalp.

Bin hayal kurarım ki hiçbiri gerçekleşemez ama bir gerçek yaşarım ki senin kralın bile yaşayamaz!

Aşk sakızdan çıkan sözler kadar basit olmaya devam ettikçe. İnsanlarda onu çiğneyip tükürmeye devam edecekler.

Şimdi sen bana bir İstanbul ışıltısı kadar parlak olsan da, ben sana Ankara kadar ayaz’ım artık.

Sen benden ayrılmaya karar verecek kadar küçüldüysen ben senin uğrunda ölümü göze alacak kadar büyüdüm demektir.

Her genç delikanlının bir sevgilisi olabilir ama her genç kızın bir delikanlı sevgilisi olamaz!

Hayatından silmek istediklerini gerçekten sil. Çünkü geri dönüşüm kutusunda bekletirsen; sistemini yavaşlatır!

Beni sev ya da benden nefret et, ikisi de benim yararıma. Seversen hep kalbinde olurum. Nefret edersen hep aklında.

Keşkelerim yoktur benim, ne yaşadıysam ders alırım. İyide benimdir kötüde. Avutmaya çalışmam kendimi; acizlerden değilimdir.

Benden nefret edin çünkü sizden değilim. Arkamdan hep küfredin. Ben kendime kefilim, dünyalarımız farklıdır anlaşamayacağız eminim.

Yaprağın kaderi düşmekmiş. Sen dalda yaprak değil, ağaç ol. Toprağa kök sal. Yaprakların dökülse de sen ayakta kal!

Sanma ki adını ağzıma alıyorum diye seni seviyorum. Dudak tiryakiliği benimkisi seni içime çekmiyorum.

Biz kalbimizi mühürledik kimseler girmesin diye, biz sevdamızı dağlara taşlara yazmadık etiket olmasın diye, biz sevdik ölümü bile bile.

Düştüğünde yanında olan değil, kalkman için el uzatandır. Unutma, kötü günde katkısı olmayanın iyi günde hissesi yoktur.

Bana “keşke” dedirten hayat, geleceğimden çalıp “belki” de dedirtti. Şimdi hayata bende bir cümle koyuyorum “neyse”.

Cesaret illa kükremek değildir. Bazen, gün biterken, usulca “yarın yeniden deneyeceğim” demektir.

Hâlâ bedenim sıcak ve cinayet mahallimde nefesinin parmak izleri varken bu gece yanımda ol. Ölemiyorum!

Ağaçtan düşen bir yaprak nasıl ‘kurumaya’ mahkumsa, gönülden düsen insanda ‘unutulmaya’ mahkumdur!

Oluruna bıraktım artık gelişi güzel yaşıyorum hayatı. Ve şu üç günlük dünya da hiç takmıyorum kafama beş kuruşluk insanları…

Kahpesi lider, kurnazı milyarder, bizim gibiler hep mücadele eder, sana diyeceğim şudur küçüğüm, büyüme bu hayat senide siler.

Beni üzdüğün kadar bu hayatta, o lanet hayatına girecek insanlarda, beni üzdüğün gibi seni üzsün. O zaman anlarsın belki sevmeyi ve üzülmeyi!

Elinde ne varsa hayata dair, ötesi hiçbir şey ya da vesair. Hani demiş ya şair, mutluluğu sende bulan senindir, gerisi misafir!

Eğer birini unutmak istiyorsan onun adını kumlara yaz sabahleyin dalgaların ve fırtınanın önü sildiğini göreceksin; eğer birini seviyorsan kalbine yaz ki hiç bir fırtına ya da dalga onu silemesin!

Kıymet bilmeyen kalbe sevgim haram, yolunu bekleyip gelmeyene yazıklar, sevdim deyip de aldatana lanet, beni sonsuza kadar sevene bu canım kurban olsun!

İstersem bir adamı bey de yaparım, paşa da ve istersem bir adama dünyayı zindan da ederim biz nabza göre şerbet verenlerdeniz laf kulağıma gelirse, laf getirenin kulağını keser, lafı çıkartana yediririm.

Biz çok gördük alayına gidenleri, ne bileyim kralına dönenleri, he bir de siz giderken biz dönüyorduk diyenleri. Gençler boş verin bu işleri, önemli olan benimsemek değil, serseriliği en büyük meziyettir utandırmamak evdeki aileni.

Varlığında değerini bilmeyenler, cenazene gelip, “nasıl bilirdiniz”? Sorusuna iyi bilirdik demesinler. Onları duyacağın yere imam çoktan pamuk tıkamış olacak!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir