Sponsor Bağlantılar


Romantik Sözler

Küçükken annem, yerde ekmek görünce: yükseğe koy kuşlar yer derdi. Sevdiklerimizi hep yüksekte tuttuk, acaba kuşlar mı yedi?

Üç harf yan yana kaç şekilde gelir bilir misin? Aşk dersin. Sen dersin. Ben dersin. Sen, ben biter; biz dersin. Gün gelir git dersin. Peki dur kelimesinden haberdar değil misin? Dur demeyi bilmez misin?

Git demek kolay, dur diyebilecek kadar yürekli misin?

Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasır gibidir. Ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. İki yolda da tek bir gerçek olacak; canın çok ama çok acıyacak…

Her ne bekliyorsan bu saatte gelmez, hadi yat artık. Hem uyumak, bir çeşit unutma biçimidir.

Gül bahçesinde geçse de ömrüm, inan üstüne gül koklamam gülüm, seni koklamak olsa da ölüm, uğrunda ölmeye değer gülüm.

Öyle bir çık ki karşıma, her baktığımda ilk defa görüyormuşum gibi, az kalsın ölüyormuşum gibi hissedeyim seni.

Sadece ulaşılamamış olan aşk romantiktir.

Beni bu kadar çok düşünme lütfen, sonra arayıp sormayı unutuyorsun.

“Uyuma ya konuşalım” diyen biri olsaydı hayat belki de daha güzel olabilirdi…

Her insan bir kere vurulur sırtından bu hayatta. Çünkü her kardeş, her dost, her sevgili bir parça vicdansızdır.

Senin neler yaşadığını bilemem. Ama yaşayacaklarına ortak olabilirim.

Aşk için elbette tensel çekim şart; ama hislerini yalnızca tene bağlarsan tenden öteye geçemez, ruha işleyemezsin. Ten biter, aşk da gider.

İlk özür dileyen en cesurdur, ilk affeden en güçlü, ilk unutan en mutlu…

Âşık olduğun kişi hep başkasına âşıktır. Zaten sende nedense hiçbir zaman sana âşık kişilere âşık olamazsın.

Sizi bilmiyorum ama ben pişmanlık duyan, utanabilen insanları çok seviyorum.

Sponsor Bağlantılar


Dünyada 2 renk gül olsun, biri kırmızı diğeri beyaz. Sen beni unutursan kırmızılar solsun, ben seni unutursam beyazlar kefenim olsun.

Bazen “o” senden daha fazla mutlu olsun diye, mutsuzluğu göze alabilirsin. Hatta çok güzel mutsuz olabilirsin.

Sen daha benim, senin için neler yapabileceğimi görmedin. Seni çok sevebilirim mesela…

Eğer dönüp gittiğinde arkandan gelmiyorsa, o zaman dönüp giderek doğru şeyi yapmışsın demektir.

İnsanlar değerli olmayı unuttular, önemli olmaya çalışıyorlar.

Hayatta kimseye güvenmeyeceksin’ demek saçmalıktır inan. Ama kime ‘iki defa güveneceğini’ hesaplamalı insan.

Aklımda olduğun sürenin yarısı kadar yanımda olsan, hiç sorun kalmayacak gibime geliyor.

Çekirdek tabağının içinde kabuğu soyulmuş bir çekirdek görüp, mutlu olan insanı, siz mutlu edemiyorsunuz ya hiçbir şey demiyorum.

Sana verebileceğim pek bir şey yok aslında; çay var içersen, ben var seversen, birde yol var gidersen.

Eğer beni bu sokakta, bu semtte, bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben; gözlerinin daldığı yerdeyim.

Aynı şehirde sen varsın, ben varım, biz yokuz.

Belki de aşk; ayranın yanında çikolata yemek gibiydi. Biraz tatlı, biraz tuzlu…

Çok fazla sevmeyin! Ben denedim tahammül edemiyorlar.

Daha iyilerine layıkmışım… Kendim için doğru kararlar verebiliyor olsam senle ne işim olur zaten.

Eğer yağmur yağınca içeri gireceksen, seninle gitmem uzak ülkelere.

Fazla abartmayın. Çünkü yerlere göklere sığdıramadığınız aşk, bir gün bir hoşçakala sığacak.

Belki de hayatımızı değiştirecek insanlar yolda yürürken sessiz sedasız geçmişlerdir yanımızdan.

Uyudun mu?” diye yazılır, “Ne olur uyumamış ol, konuşmaya ihtiyacım var” diye okunur.

Herkes dış görünüşünü beğenebilir, ama birinin seni sevmesini ve yanında kalmasını sağlayan şey, karakterindir.

Artık hep hayal ettiğimiz yeni bir başlangıcı değil; Hiç düşünmediğimiz mutlu bir sonu istemeliyiz.

Bazen hoşçakal demen gereken zamanlar vardır. Acıtmasına rağmen, denemeyi öğrenmelisin.

Olmuyorsa, olmuyordur! Gönlün rahat mı? Elinden geleni yaptın mı? Cidden olmuyorsa zorlamayacaksın.

Mutlu anlarda herkes birlikte olur. Mühim olan mutsuzluğu da paylaşabilmek.

Birgün, bir rüzgar eserse oralara. Benim sana olan sevgimi fısıldarsa kulağına, unutma! Sende bana bir tutam sevgi yolla.

Nerede aşk varsa, orada mutlaka bir de yalnız biri vardır.

Kadınlar beğenince değil, güvenince âşık olur.

Nasıl bir devirse artık; “düzenli ilişki” arayışında olanlar, “düzenli hayal kırıklığına” uğrayan mağdurlar oldular.

Sevgi zayıflıktır derdi hep babam, belki haklıydı da. Yeniden başlamak istiyorsan güçlü olman gerek, sevdiklerini unutman gerek.

Bir adım atıyorsanız, bir sonraki adımı karşı taraftan bekleyin. Atmıyorsa üstüne düşmenin hiçbir anlamı yok.

Sonra aldım karşıma ve dedim ki; Sevmek mi sevilmek mi? İstersin.

Kızgın dahi olsa, konuşuyorsak sorun yok ama sustuysak problem çok ama çok büyük demektir.

Sanki hiç pişman olmamışım gibi, hayat karşıma ‘seni pişman ederim’ diyenleri çıkartıyor.

Onu tanıdıktan sonra; öncekilere seni seviyorum dediğin için pişman olursun.

Bazıları konuşmaz; gözlerine 5 saniye bakar, ömründen 5 yıl gider.

Kendine iyi mi bakarsın, üstün açık mı uyursun, montsuz dışarı mı çıkarsın, Allah belanı mı verir, beni ilgilendirmez artık.

Şarkılara neden “parça” dendiğini biliyor musun? İhtiyaç duyduğunda bazıları eksik yanını tamamlıyor.

Daha önce acı çekmiş biriyle beraber olun. Çünkü onlar mutluluğun değerini iyi bilirler.

Neden aynı duyguları hissettiğim insanlarla farklı şehirlerdeyim ki?

Sen istediğin kadar unutacam diye uğraş, nasılsa bir şarkı çalar kulağına bir yerlerden ve tekrar hatırlarsın.

Kokusuyla, sesiyle, dokunuşuyla… Aslında sadece varlığıyla bile huzur verebiliyordu.

Üşüdüğümüzde camı kapatmak kadar kolay olsaydı keşke, sevilmediğimizi anladığımızda o kişiye yüreğimizi kapatmak.

Yazık olmadı. Yazık ettin. Sen tarafından bitirildik biz. Kötü bitti hikâyemiz.
Zaten gözlerime bakabilsen, her şeyi anlatıyor. http://www.oguzelsozler.com/romantik-sozler.html

Gel! Bekliyorum, Kalbimi kır yine, canımı yak! Daha da acıt hatta. Seni başkasıyla düşünmekten daha fazla acıtmaz sonuçta.

Kıskançlık falan değil ki bu. Benim olanı başkasıyla paylaşamam. O kadar.

O kadar yoruldum ki artık hiçbir şeye şaşırmıyorum. Ve umurumda değil hiç kimse, Ne halim varsa görmekle meşgulüm.

Ve sen hiçbir zaman sol anahtarı yaptıracak bir çilingir bulamazsın bana kalırsa sen, ömrünün sonuna kadar, o şarkının kapısında kalacaksın!

Yetimhanede yaşayan küçük bedenlerin, ranzalarına yazdıkları “anne” kelimesi kadar masum olmalı aşk.

Kendine güvenip, ağzı laf yapanlara Laf yaptığı içinde kendini adam sananlara kısa bir hatırlatma Lafla adam olunmuyor.

Adam gibi sevmelerin yasaklandığı bir yerde, ne kadar seversen o kadar acı çekersin. Sonra mı? Çektiğin acıyla kalırsın işte.

Sen, bir matematik eşitsizliğinde bilinmeyensin. Anlaşıldı; ‘yalnız bırakarak çözeceğim seni.

Sana kavuşmak değil niyetim, merak etme! Yolda bir dilenci görsem para bile vermiyorum ‘Allah sevdiğine kavuştursun’ der diye.

Belki de sen haklısın, gitmek en kolayıdır aslında; “ama gittiğin yerde aradığını bulamazsan, dönmek koymaz mı insana.

Her erkek zeki, güzel, anlayışlı ve onu çok sevecek bir kadın ister. İyi güzelde adama sormazlar mı, bunları hak edecek ne yaptın.

Seninle karşılaşmam hayatımın en büyük hatasıydı ve sırf seninle diğer tarafta karşılaşmamak için helal ediyorum hakkımı!

Eski sevgiliden kalan yarayı, masum bir kızla kapatmaya çalışma. Çünkü bir gün o namusuyla oynanan kız, senin kızın olabilir.

Zaman içine atıldığımız şiddetli ve değişmez bir debisi olan azgın bir nehirdir ve kaybolmak mutlaktır bir yerinde zamanın. İşte ölüm diye bildiğimiz şey de bundan başka bir şey değildir.

Yıkılıyorum her geçen gün yokluğunun üstüne.

Kaçmak istedikçe sana yakalanıyorum. Söndürmek istedikçe sana yanıyorum. Yenildim işte! Yine de seviyorum…

Yakınlık, uzaklıktan daha sıkıntılıdır. Çünkü her yakınlıkta kaybetme korkusu, uzaklıkta ise kavuşma ümidi vardır.

Eğer inceldiği yerden kopmasına izin vermezsen, gün gelir en sağlam yerinden kopar… Canın yanar…
Şu geçeni durdursam çekip de eteğinden. Soruversem “haberin var mı öleceğinden”

Olsun be aldırma. Yaradan yardır sanma ki zalimin ettiği kârdır, mazlumun ahi indirir sahi. Her şeyin bir vakti vardır!

Eğer şu an konuşacak durumda olsaydım, sesini duymak için neler vermezdim, seni ne kadar çok sevdiğimi anlatamam, yolunu bulabilseydim zaten şu anda çile çekmezdim…

Gecenin karanlığındasın, güneşin ışığında, suyun damlasında, selin coşkusunda kimi yanımdasın kimi rüyamda ama hep aklımdasın sakin unutma…

Sevgimi bir yerde gökyüzüne yerleştirdim, kimse beni fark etmedi, gözyaşı olup yağdım, sıcak günlere inat, yağmurun gözyaşı olduğunu kimse anlamadı, sen bile…

Yüreğim umulmayan yaralarla baş edemezken, bir tatlı aşk gülüşü özledi gözlerim, ve sen hangi alemde hangi düşlerde isen gel, çünkü gülüşünü çok özledim…

Kimine göre ateştim cayır cayır yanan, kimine göre bir yıldız hep parlayan, kimi çiçeğe benzetirdi hiç solmayan, ama ben senin için şu olmak isterdim hep muhtaç olunan.

Elbet rüzgâr ve deniz taşır emanetlerini, bekle gün gelir güneşim bulacaktır seni, akşamları balkona çık, gözlerini kapat, rüzgâr benim yerime öpecek seni…

Sana binlerce gül vermek isterdim ama güller solar, sana ömrümü vermek isterdim ama bir gün öleceğim, sana sadece sevgimi veriyorum sonsuza dek süreceği için…

Sevgiyi göstereceksin söylemek yetmez, sevgi gözlerinde olacak sözlerin yetmez, sevgi her şeydir kalbe hapsedilmez, seveceksin benim gibi ama yüreğin yetmez.

Gökyüzünden bir yıldız seç bu gece. Gözlerin gibi parlak ve ışıl ışıl olsun. Benim içinde bir yıldız seç. Parlak olmasına gerek yok. Sana yakın olsun yeter…

Dost deniz kenarındaki taşlara benzer, önce birer birer toplarsın. Sonra birer birer atmaya başlarsın. Yalnız bazılarını atmaya kıyamazsın. İşte sen onlardansın…

Bir gün ole çok sevmeliyim ki sonsuza dek içimde kalmalı, karşımdaki insan karşı koyamamalı, Bir gün ole çok sevmeliyim ki beni yaktıklarında bile kalbim sapasağlam kalmalı, bu sevgiden utanmamalı, bu sevgiyi boşa harcamamalı…

Bir yağmur damlası seni seviyorum anlamı taşısaydı ve sen bana seni ne kadar sevdiğimi soracak olsaydın, inan ki bir tanem her gün yağmur yağardı.

Yanağına düşen kar tanesi eriyip dudaklarına indiğinde ve o bir damla serinliği biriyle paylaşmak istediğinde yüzünü rüzgâra dön, ordayım!

İnsanlar tanıdım yıldızlar gibiydi, hepsi parlıyordu, hepsi gökteydi. Ama ben seni, güneşi seçtim, bir güneş için bin yıldızdan vazgeçtim?

Bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım seninle… Bir tutam sevinç, bir tutam umut ve bir tutam mutluluk gönderiyorum sana.

Bir gül olmak isterdim! Neden mi? Beni koparıp kokladığında vücudunun derinliklerine girip bir daha oradan çıkmamak için?

Seni bulmaktan çok aramak isterim! Seni sevmeden önce anlamak isterim! Seni bir ömür boyu bitirmek değil de sana hep yeniden başlamak isterim.

Hani gözler vardır sözleri anlatır, hani sözler vardır gözleri anlatır, bir de aşk vardır seni anlatır…

Beyaz bir güvercin yolluyorum sana; kanatlarında mutluluk, yüreğinde sevgi ve sadakat, kar beyaz tüylerinde umut ve gagasında iyi geceler öpücüğü, yanağını uzat.

Dün gece sen uyurken kızıla boyadım denizleri, uçurumdan attım sessizliği, haber saldım rüzgârlara, fısıldasınlar kulağına seni ne kadar çok özlediğimi…

Sana doğru bir kelebek uçurdum, dağları denizleri aştı seni buldu, yanağına ufacık bir öpücük kondurdu. Hissettin mi? http://www.oguzelsozler.com

Uykudan uyanınca insanı uyandığına pişman eden, geri dönmek isteyip de dönemeyince çaresizlikten delirten, hayatta bir defa görülebilen harika bir rüyasın!

Sen benim hayatımda olduğun sürece, ne sen kimseye rakip ne de kimse sana rakiptir? Çünkü sen benim için daima teksin!

Dünde, bugünde, yarında? Yüreğin kadar yanındayım. Kendini yalnız hissettiğinde elini kalbine köy; ben hep ordayım!

Ağırdır sevmelerim her yürek taşıyamaz, büyüktür umutlarım her omuz kaldıramaz, her şey olur da şu kalbim, bir tek sensiz olamaz.

Mürekkepten denizler, kâğıttan gemiler yaptım. Sonra ismini her yere yazdım. İsmini yazınca seni sevdiğimi sandın, ben seni sevmedim sana taptım!

Seni her düşündüğümde kalbime bir yıldız çiziyorum. Benim şimdi kaç yıldızım var biliyor musun? Benim artık bir gökyüzüm var…

Bugün her zamankinden farklı bir şey yapayım dedim olmadı yine sana defalarca aşık olup seni düşündüm…

Yedi ayrı iklimden yedi çeşit arı getirseler yedi çeşit arı yedi ayrı çiçeği dolaşsa yedi ayrı çiçekten bal yapsa senin kadar tatlı olamaz…

Ben seni dün sevmedim çünkü dün geride kaldı, ben seni bugün de sevmeyeceğim çünkü bugün de bitecek; ben seni yarın seveceğim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek!

Ağzımdan çıkacak söz olsan konuşmam, gözümden akacak yaş olsan ağlamam, kalbime hapsettim seni hiçbir yere bırakmam!

Güneşin doğduğu da bir gerçek battığı da… Kalbimin attığı da bir gerçek, günün bittiği de… Ne çıkar tüm gerçekleri saysak tek tek. Seni seviyorum, işte o en büyük gerçek…

Bir şiir yaz bana içinde alabildiğince mutluluk olsun ayın gölgesinde unutulan sevgi tohumlarıyla yeşere dursun veya bir şarkı şöyle özlemimdeki sevgiliyi anlatsın yağan yağmurlarla ıslanan bedenimi parlayan gözleriyle kurulasın.

Aşk kaçmaktan çok kovalamak, görmekten çok özlemek, gitmekten çok beklemek, dokunmaktan çok düşünmektir. Ve aşk öyledir ki nerde imkânsız varsa onu seçer.

Bir gün bana soracaksın, beni mi yoksa hayatı mı daha çok seviyorsun diye. Hayatı diyeceğim, küsüp gideceksin ama hiçbir zaman bilmeyeceksin ki benim hayatım sensin.

Sen benim incimdin. Parıldayan masum güzelliğinle seni sarp kayalıklardan tırnaklarımla kazıdığım bir istiridyede bulmuştum. Ve bir daha kaybetmeyeyim diye kalbimin derinliklerine gömdüm.

Ne seni unutturacak kadar zaman geçecek ne de geçen zaman seni unutturmaya yetecek bırakıp gitsen de unuturum sanma zaman alışmayı öğretir unutmayı asla.

Sevmiyorum şu saatin sesini, akmasın dursun zaman. Her şeyin bir öncesi ve sonrası vardır derler ya; yalan. Senden önce vardım belki ama aşkım senden sonra olmayacağım inan.

Eğer gökyüzü bir parça kâğıt, deniz bir şişe mürekkep olsaydı yine de sana olan duygularımı yazmaya yetmezdi. Seni o kadar çok seviyorum ki…

Ben asla ağlamam deyip her gece yatağa yattığında aklına o gelip gözünden iki damla yaş süzülüyorsa eğer utançla işte o zaman âşıksın demektir…

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan, yalnız söylenen sözü duyabiliyorsan, ne görebiliyorsun ne de duyabiliyorsun…

Sana bahçeden gül değil güneşten atom koparıp getirmek istiyorum ama kalbim gibi ellerin de yanar diye korkuyorum.

Aşk kaçmaktan çok kovalamak, görmekten çok özlemek, gitmekten çok beklemek, dokunmaktan çok düşünmektir. Ve aşk öyledir ki nerde imkânsız varsa onu seçer.

Karanlık aydınlıktan, yalan doğrudan kaçar. Güneş yalnızda olsa etrafa ışık saçar. Üzülme doğruların kaderidir yalnızlık. Kargalar sürüyle kartallar yalnız uçar.

Gençliğine güvenip erken derken belki elveda bile diyemezsin giderken.

Gözlerin gözlerimde, ellerin ellerimde, aşkın içimde ve ruhun bedenimde olduğu sürece seni çok sevmeye devam edeceğim…

Benim kalbimi kırmak suya yazı yazmak kadar, gönlümü almak ise güneşe dokunmak kadar zordur. Sen suya yazı yazmayı başardın, şimdi güneşin batmasını bekle.

Allahım beni öyle bir sonbahar ayazı öldür ki, sevdiğim mezarıma koyacak tek bir gül bile bulamazsın…

Bana öyle bir mektup yaz ki sevgilim acar açmaz duyayım kökünü. Sevda essin başak saçlarında, sesin yüzümü rüzgârla bulsun… Bana öyle bir mektup yaz ki sevgilim, gelsin beni en koyu zulamda bulsun ve öyle bir mektup yaz ki sevgilim varsın ölümüm olsun.

Kilometrelerce uzaklıklara gizlenmiş olsa da dostluğumuz aynı gökyüzünü paylaştığımız sürece dostuz!

Özgürlük düşlerde değil, kendi kendimize yükselttiğimiz çitlerin ardındadır

Uzaklıklar küçük sevgileri yok eder, büyükleri yüceltir. Tıpkı rüzgârın mumu söndürüp ateşi yükselttiği gibi…

Ruhumu yerlere serip hasret çektirende olsan, ne aşkına bedduam nede sana kinim var, deryada akar gibi bin bir dertle dolsam da, seni mahşere kadar sevmeye yeminim var!

Sözlerin aklımda ya da aklımın ardında, hayalin karşımda yada sesin kulağımda, ya ben çıldırıyorum, yada çok özlüyorum, ya özlemek, yada özlenen çok özel bir tanem.

Bir tatlı aşk gülüşü özledi gözlerim, ve sen hangi alemde hangi düşlerde isen gel, çünkü gülüşünü çok özledim…

O sessiz akşamda ay ışığı geceme girdi, karanlıkta kalan kalbimi aydınlattı, ardından yakamozun ışıltıları ressamları kıskandıran resmini yansıttı deryaların kalbine bebeğim.

Meleklerin saçları salkım salkım, havada dondurmadan kaleler ve her yerde kuştüyü vadiler. Bulutlara öyle baktım. Ama şimdi yalnızca güneşin önünü kesiyorlar, yağmur ve karla kaplıyorlar her yeri. Çok şey var yapabileceğim, bulutlar çıkmasalar yoluma…

Aşk dudaklarda kahkaha değil, gözlerdeki yaştır. Maksat sevgi uğrunda ölmek değil, uğrunda ölecek sevgili bulmaktır…

En büyük felaketler içinde dahi ümidini kaybetme, unutma ki en yumuşak ilik en sert kemiğin içinden çıkar. Gülmek senin için bir tutku olsun, olurda bir gün ağlarsan o da mutluluktan olsun.

Kaplanla göz göze gelmiş bir ceylan gibi, ürkek bakışlarımda sensizlik, ıskalanmış hayallerimde gençliğim, eremediğim vuslatlarda ümidin.

Rüzgâra hâkim olamıyorsan yelkenlerini ona göre ayarla ve unutma ki hayat karşılaştığın güçlüklerle değil gemiyi limana getirip getiremediğinle ilgilenir

Bir silahım olsaydı, bir silahım… Yoksulluğu şakağından, Kaybetmeyi kalbinden ve sensizliği alnının tam ortasından vururdum.

Rüyalarını gül yapraklarıyla yatağını papatyalarla süsledim, üzerini sevgiyle örtüp tüm kâbusları adlim ki en güzel rüyaları sen göresin…

Kalem olsa dünyadaki bütün ağaçlar ve bütün denizler mürekkep olsa senin şiirini yazamam yinede…

Yaprak döken gençliğimin satir aralarında altı kırmızıyla çizilmiş ve tırnak içine alınmış suskunluğumun bas harflerisin.

İlham perisi kaçmış şair gibiyim… Kalemim söz değil, yüreğim sensizlik yazıyor…

Ve sen; bir zamanlar uğruna öldüğüm sevgili. Fazla kasma kendini, ben çok iyi biliyorum uzaktan uzağa bakıp içten içe eridiğini…

Yatağına yatınca yüreğinin sesinden uyuyamıyorsan… Anla ki yalnızsın.!

Dediler ki: eskiden böyle değildin, içine kapandın… Dedim ki: içindekiyle yetinen bu kalp artık sizi ne yapsın.

Seni sevmek; Olmayacak bir nedeni, gelmeyecek bir gideni, beklemek gibi.

Seninle olmanın en güzel yani ne biliyor musun? Ellerin ellerime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını ta yüreğimde hissetmek…

Bir çocuk masumiyetiyle, bir kez daha ”elma” diyorum artık çık! Aşksız kaldım sevgili, korkutuyor yalnızlık.

Senin suçun yok ”hayat” Ben buraya zaten ”elveda” demeye geldim…

Herkes kaybettiği kadar içecekse… O masadan en son ben kalkarım..!

Ben seni dün sevmedim, çünkü dün bitti. Ben seni bugün sevmedim çünkü bugün bitecek. Ben seni yarın sevdim çünkü yarınlar hiç bitmeyecek…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir