Sponsor Bağlantılar


Sitemli Mesajlar

Senin için değildi yaptığım onca şey, sadece sen zannettiğim kişi içindi.

Ne üzgünüm, ne de kırgınım. Yorgunum sadece. Kendime bile tahammül edemezken, nasıl katlanayım kendini bilmezlere.

Benden seni seviyorum dememi bekleme sevgili. Biz de zikir sessiz çekilir.

Bir zamanlar ardından bakar ağlardım şimdi dönüp ardıma bile bakmam. Bir zamanlar uğruna dünyaları yakardım şimdi şerefsizim kibrit bile çakmam!

Sen susunca çok yoruluyorum! Acaba neyi anlatmıyorsun.

Gül filizlendiği günden itibaren güneşe âşıktır. Her ne kadar güneş her gece ayın görkemine kanıp gülü bıraksa da gül binlerce yıldıza kanıp güneşi aldatmazmış.

Ben yalnızca sevdiklerimden korkarım. Çünkü beni sadece onlar incitebilir.

Bana geleceksen her şeyinle benim olarak gel. Bir emanet gibi geldikten sonra, yanımda olmanın ne anlamı kalır ki…

Ya sevmelisin adam gibi rol yapmadan, ya da gitmelisin bu şehir bir intihara sahne olmadan.

Hani bırakmayacaktın ellerimi, hani gülecektik her acıya birlikte ey sevgili, şimdi kollarım boş soğuk ve sessizim sensiz…

Biz kimseyi incitmeden, kimse bizi incitmeden yaşayamaz mıydık?

Ne sesin gelir oldu kulağıma ne hayalin gelir oldu gözlerime, sadece bir başıma kaldım yalnızım ve sensizim…

Çünkü aşk, yaralıyken asla bulamayacağınız garip bir kan grubudur.

Rengârenk hayatımın karanlığa dönüşü oldun, gülen gözlerimin yaşı oldun, senin için atan bu kalbin, seni unutmasına neden oldun.

Mutluluktan hiç ağlamadım ama sinirden güldüğüm çok oldu.

Ayrılığın resmini çizdim sarı odalara, yüreğimi soğuttum zemheri ayazında. Sonra uzun uzun rüzgârın gülüşünü seyrettim çaresizce. Ve gecenin en koyulaştığı yerde ölümü kucakladım masmavi yüreğimle.

Sponsor Bağlantılar


Gözlerimin içindeki ülkemsin. Her sokağın ayrı bir devrim.

Yağmur taneleri gibiydik seninle bulutların arasından düşerken kaybetmiştik aslında birbirimizi!

Düşünsene bir gün beni soruyorsun, aldığın cevap başın sağ olsun.

Bir hatırım olsaydı sende, halimi sorar arardın, bir değerim olsaydı gözünde belki bir mesaj atardın, eğer bende değerin olmasaydı bende senin gibi yapardım.

Bir gece yarısı uyanıp “oh be rüyaymış” diyebilseydim keşke gidişine.

Zincir vurdum yaralı kalbime artık ne severim ne de sevilmek için bir çaba gösteririm, mühür vurdum gözlerime artık ne bakarım ne de bir can yakarım!

Sen aslında gitmedin öyle değil mi? Eskisi gibiyiz hala, hala çocuklar gibi; her şey şakacıktan.

Yağmura yakalanırsan, benden kaçtığın gibi yağmurdan kaç. Çünkü bulutların arkasında aşkı için ağlayan benim.

Kahretsin ki; dinlediğim her şarkıda seni anımsatan, ya gözlerin, ya ihanetin var.

Unutmak gerekiyormuş unutulma pahasına, zaman değilmiş gideni getiren, aslında zamanmış var olanı götüren.

Ben renklerin en siyahını hak ettim mi. O kadar beyaz severken seni.

Eş olan, aşka eştir. “Eş” değer, nefesten ötedir. Ötemde özüm var, özüm nefesin ötesinden ötedir.

Aşk uyudu ranzalarda, düşler eskidi gitti. Islığıma gömüyorum kalbimdeki sözleri.

Al sana gökkuşağı, saçına takarsın. Al sana bulut, gözyaşını atarsın. Al sana kalbim, sorun değil sıkılırsan kurşun sıkarsın.

Ben ne kadar zilzurna sarhoş olsam da yaşadıklarımdan çıkarken hesabı ödeyecek kadar ayığım.

Susmak yorucu bir lisan. Ama taştan soğuk gözlerine anlam yüklemeye gücüm kalmadı artık.

Çok gördük dışı doublex, içi bodrum katı aşkları. Ben müstakil yalnızlığımla mutluyum.

Seçtiğin yolda sana mutluluklar diliyorum. Unutmak alışmaktır. Unutursun demiyorum. Ama alışacaksın biliyorum.

Bugüne kadar hiç akıllıca bir şey yapmadım, seni bile deli gibi sevdim.

İşte böyle canım benim galiba kayıp, cennet için cehennemde şafak sayıp, geçiyor günlerim ertesine ertelenik, ruhumdan yüzüme donuk bir mimik…

Susmak yaksa da içimi, hiç karartmadım yüreğimi. Keşkelerim var belki ama üzmedim kimseyi.

Ey gönül! Şimdi sorarım sana, hangi aşk daha büyüktür? Anlatılarak “dile” düşen mi? Anlatılmayıp “yürek” deşen mi?

‘Hayatım” desen ömrüm uzardı, şimdi dilime adın değse midem bulanıyor.

Seni unutmak kolay mı sandın gülüm her gece yatışımda yastığıma sarıldığımda seni arar oldum yanımda ama sen yalnız bıraktın beni şu garip başımla.

Bir gün uğrarsan sol göğsümün altındaki kente. Hüzünlü bir sesle; “Buralar Eskiden Hep Benimdi” diyeceksin kendine. www.oguzelsozler.com

Mesafeler hep muamma, hep uzak. Esaretin gömülü tenime; hep alengirli, hep tuzak. İşlenmiş boynuna yıldız parıltısı gümüşler. Hem bunca yakınken, hem çaresiz, hem uzak.

Sana öyle bir yar olurum ki, bana bin defa aşık olursun. Senden öyle bir ayrılırım ki kendini bin defa gömülmüş bulursun.

Öfkeni yapraklara yaz sonbaharda dökülsün, derdini rüzgâra yaz estikçe uzaklara götürsün, sevgimi kalbine yaz, öldüğünde seninle gömülsün.

Herkesin bir son baharı vardır; kiminin yaşamadan yaş’landığı… Kiminin yaş’lanmadan yaşadığı…

İki kıyı gibiyiz. Bizi ayıran deniz aslında tek bağımız. Senin üstünden geçen bulut, benim yağmurum. İki kıyıyız hep, biraz uzak ama sonsuza dek bir arada.

Öğretmenim, alfabeyi say, dedi. Saydım. Derin bir bakış attı bana. O nerde, dedi. ‘o’ artık ‘ö’ldü öğretmenim.

Kuşlara benzer kelimeler, odana dolarlar bir akşam. Nereden gelirler bilinmez. Kâh çığlık çığlığadırlar, kâh sesleri işitilmez. http://www.oguzelsozler.com/sitemli-mesajlar.html

Ben senin gözlerinde ölülerin bile şahit olamayacağı cenneti gördüm.

İnsanlar tanıdım yıldızlar gibiydi, hepsi parlıyordu, hepsi gökteydi. Ama ben seni, güneşi seçtim, bir güneş için bin yıldızdan vazgeçtim.

Gün gelir beni unutursan beni hiç sevmemişsindir ama gün gelir beni hatırlarsan beni hep sevmişindir.

Sesini duyabilme umuduyla yaşadığım hayat yüzünü göremediğim için çekilmez olsa da sesini duyabildiğim için yaşamaya değer.

Sesimi duymamak için direnen kulaklar bari gönlümü dinlesin. Ben susmalıyım ki tüm zor cümleler gönlümü dinleyenlere kalsın. Dilimle konuşmak canımı çok acıttı.

Ey gönlümün sessiz sahibi… Ey gönlümün imkânsız sevdası… Ey vazgeçilmezim ama bir türlü kavuşamadığım yar… Hadi gel de hasretim dinsin. Yüreğimin gözyaşları silinsin… Geceme huzur, kalbime mutluluk ver.

Bana bir kere susma hakkı verseydin sana neler söylemeyecektim. Oysa sen hep payına susmaları aldın. Bana ise hep sensizliğin ezeceği vakitlerle savaşmak kaldı.

Beklemek, şimdi hiç duymayan birine, dünyanın en güzel şarkısını söylemek kadar anlamsız. Peki ya umut? Umut, şimdi hiç görmeyen birine, gök kuşağını anlatmak kadar zor ve imkânsız.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir